Genç Bayrak Gazetesi

ELHAMRA KARANAMESİ ve MÜLTECİ SORUNU

ELHAMRA KARANAMESİ ve MÜLTECİ SORUNU

1492’de Kastilya ve Leon Kraliçesi I. Isabel ile Aragon Kralı II. Ferdinand tarafından 31 Mart 1492’de Elhamra Sarayında imzalanan karara göre İspanya’da yaşayan Yahudiler Ispanyayı terk edeceklerdi.

Bu kararname tarihte meşhur ‘’Elhamra Kararnamesi’’ olarak anılır.

Bu mecburi göç Yahudiler için kolay bir göç olmadı; sevdiklerinden, komşularından ayrıldılar. Üstelik yanlarına para, altın hatta ziynet eşyalarını alamadan.

Sırf Yahudi oldukları için, dünyanın çeşitli bölgelerine göç ettiler, dağıldılar.

O günkü İspanya yönetimi dört aylık bir sürede ülkeyi terk etmeyen Yahudilerin idam edeceğini de duyurmuştu.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta 2 Ocak 1492’de Müslümanların Endülüs’teki son kalesi olan Gırnata (Granada) şehrinin düşmesinden sadece üç ay sonra Elhamra kararnamesi çıkarıldı. Bu kararnamede her ne kadar din değiştirme imkânı sunulmuş olsa da, herkes bunun bir kurtuluş olmadığını ve Yahudilikle suçlananların da yargılanmadan idam edildiğini ve edileceğini biliyordu. Buna rağmen yaklaşık 50.000 kişi din değiştirerek İspanya’da kalmayı tercih etti. [i]

Bununla da kalınmadı; Portekiz kralı büyük bir baskı uygulayarak Yahudileri ayrılmak yerine din değiştirme konusunda zorladı. Portekiz’e gitmeyi tercih etmeyen diğer Yahudiler ise, başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere bütün Akdeniz coğrafyasına yayıldılar.

O yıllarda Osmanlı ülkesinde tahtta II. Bayezid topraklarını Yahudilere açtı.

Kişisel hak ve hürriyetlerin en rahat yaşanabildiği coğrafya olan topraklara yerleşen Yahudiler, zamanla devlet kadrolarında, sarayda ve nitelikli iş kollarında çalıştı.

Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir milleti İslam hoşgörüsüyle hayata tutunmuş oldu.

Ancak bugün Yahudilerin Filistin topraklarında yaptıkları soykırım, başlarına gelen olaylardan ders almadıklarını göstermektedir.

***

1492’de büyük devlet olmanın, farklı dinlere hoşgörülü davranmanın gereğini yapan Osmanlı Medeniyeti, bugün Suriye’den savaştan, yokluktan, yoksulluktan Türkiye’ye göç eden dindaşlarına kapılarını açıyor.

Ülkelerinde her gün bombalar patlayan, rejim tarafından açlığa mahkûm edilen, katledilen naçare insanlara topraklarına almaya devam eden Türkiye, dünyada eşine az rastlanır bir misafirperverliğin ve kadim komşuluğun gereğini yapıyor.

Büyük devlet olmanın gereklerini yerine getiriyor.

Avrupa ise o gün Yahudilere yaptığını bugün Suriyelilere yapıyor.

‘’Aman bizim ülkemize gelmesinler de ne yaparlarsa yapsınlar’’ düşüncesiyle hareket etmekle beraber, Danimarka ülkeye gelen mültecilerin ziynet eşyalarına el koymak için meclisten yasa çıkardı.

Evet, batılı ülkeler barbarlaşma konusunda modernleşiyor…

Sırpların dünyanın gözü önünde Boşnaklara yaptığı soykırımı insanlık henüz unutmadı…

Emperyalist zihniyet insanlığı ‘’Kunta Kinte’’ olarak tasavvur etmeyi bırakmalı.

Dünyada ki güçlü devletlerin arz-ı endam yeri hep İslam coğrafyası…

Dün Irak, bugün Suriye…

Uluslararası insan hakları, insanların doğuştan gelen hakları, insanın insan olduğu için sahip olduğu haklar, kişisel hak ve hürriyetler gibi sloganları bol bol kullanıp dünya kamuoyuna şirin görünebilmek için çırpınan batılı kafa düştüğü acziyeti göremeyecek kadar kör ve sağır durumda.

Mülteci meselesi insanlığın temel problemidir…

İnsanlık ölmüş, insan yaşıyor…

Beynelmilel terör örgütleri, güçlerini bu tür kaos ortamlarından nemalanır.

IŞİD; kimsesizlere, zayıflara, ötekileştirilenlere bir vaatte bulunuyor peki ya biz?…

[i] http://webmail.salom.com.tr/haber-82866-tarihte_haftanin_olayi_elhamra_kararnamesI__31_temmuz_1492.html

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ