Genç Bayrak Gazetesi

Erhan KIVANÇ’ın Kaleminden

Erhan KIVANÇ’ın Kaleminden

Gerçek gerçektir..
Sen birinin canını acıtırsan,kendi canını acıtırsın.
Birine yardım edersen,kendine yardım edersin.
Kan ve kemik bütün insanlarda bulunur.
Farklı olan yürek ve niyettir..!
Marlo MORGAN

Çocukluktan Sinemalar

1940’lı yıllara dönersek şehrimizde kapalı sinema salonu bir tane vardı.Halk evi sinemasıydı.Şimdiki HYS’nin üst köşesinde Halk evi sineması olarak hizmet veriyordu.Sinemanın bilet gişesi sinemanın baş köşesinde tek kişinin oturacağı bir barakada bilet satışı yapılırdı.Bu arada eğlenmek ve boş vakit geçireceğimiz yerlerden biride sinemalardı.

Sinemaların hangi filmi varsa onu anons eden sinema tellalları elinde çan ile sallayarak dikkat çekerdi,sonra avazının çıktığı kadar bağırarak o gün gösterilecek filmin reklamını yapardı.

O zamanlar en ilgi çeken filmlerden bazıları Amerikan filmlerinden kovboyların ve tarzanın filmleri en ilgi çekenlerdi.

Zarra Hun filmleri serisi de beğenilip ilgi çekerdi.Yerli filmlerden komedi türü en ilgi çeken İsmail Dümbüllü’nün filmleri olurdu.Cumartesi ve Pazar günleri okullar tatil olduğu için gündüz sinemalarına en çok çocuklar ilgi gösterirdi.Erlere hafta sonu gündüz izinleri verildiğinde sinemalar erlere serbest yazısı ile askerlerde sinema seyretmeye iştirak ediyorlardı ve günlerini değerlendiriyorlardı.

Biz çocuklar sinema salonuna girdiğimizde sevdiğimiz filmlerin bir an evvel başlamasını sabırsızlıkla beklerdik. Hele 36. kısım tekmili birden olarak olan macar filmlerini ve zaman zaman iki film birden gösterimi yapan filmleri seyretmek bizleri çok mutlu ederdi. Sinemada ara mola verilince zaruri ihtiyacımız varsa halledip çabucak yerlerimize dönerdik. Film tekrar başlayınca’da pür dikkat seyrederken bazen kendimizi ritmine kaptırıp beğendiğimiz, hoşlandığımız gösterimlerin aheginde kalıp film bitince sanki kendimize gelirdik.

Evimize dönerken filmi seyretmenin merak ve isteğinin yatışmış, tatmış olmanın rahatlığı içinde olurduk.

Bugünde nostalji anılarımıza ara verirken başka nostalji anılarında görüşmek üzere. Hoşçakalın, sağlıcakla kalın.

Tarihten Esintiler

Yıldırım Beyazıd 1389-1402 Saltanatı

Osmanlı Devletinin 4’üncü Padişahıdır.Babası I.Murad ,Annesi Gülçiçek Hatundur.1360 yılında doğdu.1389’da babasının şehit edildiği Kosova Savaşının ardından Hükümdar oldu.Tahta geçer geçmez kendisine karşı Orduyu ayaklandırmaya çalışan kardeşi Yakup Çelebi’yi boğdurttu.Babasının fetih siyasetini sürdürdü.1390’da Sırp Kralı Stefan’ın kardeşi Maria Despina ile evlenerek Sırplılarla dostluğu kuvvetlendirdi.1391’de İstanbul’u kuşattı.Bizansın daha ağır vergileri kabul etmesi üzerine kuşatmayı kaldırdı.1395’te İstanbul’u ikinci kez kuşattı.Bizans İmparator’u 2’inci Manuel’in yardım talebi ve Macar Kralı Sgismond’un kışkırtmalarıyla toplanan Haçlı Ordusunu 1396’da Niğbolu’da hezimete uğrattı.1399’da Türkistan İmparator’u Timur’la aralarında husumet başladı.1400’de Timur Anadolu’ya girdi.Beyazıd 1402’de Ankara Savaşında Aksak Timur’a yenildi ve esir düştü.Timur Semerkant’a dönerken esarete dayanamayan Yıldırım Beyazıd kimi tarihçilere göre kendini zehirleyerek bazısına görede hastalanarak 8 mart 1403’te öldü.Küçük yaşlardan beri savaşa koşan Padişah Yıldırım adını her yöne süratle yetişmesinden dolayı almıştır.

Allah’ın Sevdiklerine Saygının Mükâfatı

Şam alimlerinden Abdullah isminde bir zat anlatıyor:

İlim tahsili için Bağdat’a gittim. Bağdat’da biz zat vardı. Kendisine “Gavs” denilirdi. ( Gavs ile Yusuf Hedâni Hazretlerini kastediyor.) Ben, İbnü’s-Sekkâ ve genç Abdülkadir Geylânî ile o zatı ziyaret etmek istedik. İbnü’s-Sekkâ ” O zata bir suâl soracağım, cevabını bilemeyecek.” dedi. Ben de “Bir suâl soracağım. Bakalım nasıl cevap verecek?” dedim. Şeyh Abdulkâdir de ” O zata suâl sormaktan Allâh’a sığınırım. Onun huzuruna varıp feyiz ve bereketinden istifade edeceğim.” dedi. Yanına gittiğimde yerinde göremedim. Ancak bir saat sonra yerinde oturduğunu görebildim. İbnü’s Sekkâ’ya öfkeli bir şekilde baktı ve ” Sana yazıklar olsun İbnü’s-Sekkâ!.. Demek bana cevabını bilmediğim ir suâl soracaktın. Senin soracağun suâl şudur. Küfür ateşinin seni kapladığını gördüm.” buyurdu. Sonra bana baktı ve ” Abdullah! Sen de bana bir suâl soracak ve nasıl cevap vereceğime mi bakacaktın ? Senin soracağın suâl şudur, cevabı da şudur. Edepte kusur yüzünden dünya seni boğazına kadar kaplayacak.” buyurdu. Sonra Şeyh Abdülkadir’e baktı ve ” Yaklaş, Ey Abdülkadir! Edebe riâyetinden dolayı Allâhü Teâlâ ve Resûlü senden râzı oldular. Senin Bağdat’ta minbere çıkıp ” Benim şu ayaklarım, bütün evl,yânın boyunları üzerindedi.” dediğini, bütün evliyânın senin büyüklüğün karşısında boyunlarını büktüklerini görüyorum.” buyurdu ve gözümüzden kalboldu.

Şeyh Abdulkadir hakkında dedikleri aynen gerçekleşti.

İbnü’s Sekka,ilim tahsiliyle meşgul oluyordu.İlimde arkadaşlarını geçti.Zamanın halifesi,Hristyan alimleriyle münazara için bir mektupta onu,Rum kralına gönderdi.Münazarada onları susturdu.Kral ona ikram ve tazimde bulundu.Kralın bir kızı vardı.İbnü’s Sekka onu görünce ona tutuldu ve Kraldan istedi.Kral,Hristyan olması şartıyla kabul etti.İbnü’s Sekka’da Hristyan olup evlenince Şeyh’in sözlerini hatırladı ve bu olanların sebebini anladı.

Ben Dimaşk’a gittim.Sultan Nurettin beni zorla vakıfların başına geçirdi.Dünya bana yöneldi.Şeyhin benim hakkımda söylemiş olduğu şeyde böylece tahakkuk etti.

Hiç Durma Sat Baba

Sen öldükten bir gün sonra toplandık baba,
Malını mülkünü paylaşmayı kolay sandık baba,
Hasta yatan anamızı ne aradık ne sorduk baba
O dünyada malın mülkün varas hiç durma sat baba

Aç kalmış kurt,kuş olduk üşüştük baba,
Dargındık, sen öldükten sonra barıştık baba,
Tabutunun ucundan tutmak için yarıştık baba,
Bu dünyada malın mülkün varsa hiç durma sat baba.

Bu dünyada borcun varsa bizlere anlatma baba
Alacağın varsa kuruşu kuruşuna liste yapmayı unutma baba,
Gece gündüz çalış, sakın uykuya yatma baba,
Bu dünyada malın mülkün varsa hiç durma sat baba.

Aylar sonra kabrini ziyarete gittik baba,
Mezar taşına adını yazdırmayı unuttuk baba
Sevenlerin gül dikmiş, söküp komşuna sattık baba
Bu dünyada malın mülkün varsa sat baba

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ