Genç Bayrak Gazetesi

Ocakbaşı Sohbetleri: “Öğretmenlik Mesleğinin Tanımı ve Öğretmenin Değeri”

Ocakbaşı Sohbetleri: “Öğretmenlik Mesleğinin Tanımı ve Öğretmenin Değeri”

Türk Ocakları Balıkesir Şubesinin her hafta Perşembe günleri düzenlediği ocakbaşı sohbetlerinin bu haftaki konusu Öğretmenler günü sebebiyle “Öğretmenlik Mesleğinin Tanımı ve Öğretmenin Değeri” oldu. Sohbete Türk Eğitim-Sen Balıkesir 1 Nolu Şube Mevzuat Sekreteri Murat ÖZDEMİR konuşmacı olarak katıldı. Türk Ocakları Şube Başkanı İsmail ACAR’ın açılış konuşmasından sonra kürsüye gelen ÖZDEMİR şunları söyledi:

“Değerli meslektaşlarım, kıymetli misafirler;

Öncelikle bütün meslektaşlarımın Öğretmenler Günü’nü kutlayarak sözlerime başlamak istiyorum.
Ülkemizde öğretmenler günü olarak 24 Kasım’ın seçilmesi elbette ki tesadüf değildir. Atatürk’ün Millet Mektepleri’ni açtığı ve başöğretmenliği kabul ettiği tarih 24 Kasım 1928’dir. Bu önemi sebebiyle 1981 yılından bu yana 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Başöğretmen Atatürk’ün aydınlattığı yolda, bugün on binlerce öğretmen yürümekte ve bu meşaleyi elden ele gönülden gönüle yeni nesillere taşımaktadırlar.

Öğretmenlik, insanlık tarihinin en önemli ve ölümsüz mesleğidir. Öğretmen, insanların kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayan, yaşamları boyunca kendilerine gerekebilecek bilgileri kazanmalarına yardımcı olan ve topluma arkasını dönmeden toplumun sürekli önünde giden bir gönül eridir. Bundan dolayı da karşısına çıkabilecek zorluklar kendisini yıldırmayacaktır, yıldırmamalıdır.

Bir harf yükü bir dağ yükü gibidir. Bir harf için kırk yıl köle olunuyorsa elbette ki bir harfin yükü bir dağa eşdeğerdir. Harfte sembolleşen ilimdir, irfandır, erdemdir. Medeniyet de işte bu harfte gizlidir. Medeniyetin bütün yükü bir harfin omuzlarındaysa yine medeniyet bu harfi taşıyanların sırtındadır. O yüzden, sırtınızdaki yük sandığınızdan daha ağırdır sevgili öğretmen arkadaşlarım.
Peki günümüzde öğretmenin toplumumuzdaki yeri ne durumdadır? Bir harf için kırk yıl köle olma noktasından nasıl “15 saat çalışıp maaş alıyorsunuz.” noktasına nasıl gelinmiştir. Bu kadar büyük sorumluluğu varken öğretmenin toplumun gelişiminde, nasıl olur da vatandaş, siyasi erk, bu değerli insan topluluğunu değersizleştirme gayretinde olabilir? “Evladım, oku da öğretmen ol! Öğretmenin gibi ol! Topluma yol göster! Cehaleti ortadan kaldır!” öğretileri nasıl olmuştur da “Evladım, doktor ol, avukat ol, mühendis ol! Hiçbirini olamıyorsan, en azından öğretmen ol!” noktasına düşmüştür? Bu zihniyetle mesleğe başlayan bir öğretmenden, işini aşkla, şevkle, özveriyle, inançla yapan idealist bir öğretmenin verimini beklemek de elbette yersiz bir hayal olacaktır. Evvela öğretmene kaybettiği itibarı yeniden kazandırmak gerekmektedir. Ay sonunu nasıl getiririm kaygısı duymayan bir öğretmenden, verimli çalışmasını beklemek daha doğrudur. Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi’nin yaklaşık 25 bin eğitim çalışanı ile yaptığı anketin sonuçlarına göre, öğretmenlerin %83’ünün kredi veya kredi kartı borcu vardır. %13’ü borçlarını ödeyemediği için maaşlarına haciz gelmiştir. Bu maddi yoksunluk öğretmenlerin %25’inin mesai saatleri dışında gelir getirecek başka bir işte çalışmak zorunda kalmasının ana sebebidir. Toplumda öğretmenin hak ettiği değeri görmemesinin en önemli sebeplerinden biri de bu maddi durumdur. Öğretmen, yetiştirdiği doktordan, avukattan, mühendisten daha az ücret aldığı için toplumdaki saygınlığı azalmıştır. Çünkü kapitalizmin öğretisi toplumumuzun damarlarına işlemiştir ve maddiyata verilen değer hayatın önceliklerinden olmuştur. Norm kadro sorunu yaşamaktadır öğretmen. Atama sayıları yetersizdir. Aile bütünlüğü korunmamaktadır.
Bize düşen ise tüm bu olumsuzluklara karşı duruşumuzu bozmadan, ilkelerimizden taviz vermeden toplumu şekillendirmeye devam etmektir. Öğretmen bir ayna olmalıdır. Kendisine bakanlar iyiyi, doğruyu, hoşgörüyü, geleceği görmelidir. Ayna kırık olursa ona bakanlar baktığına pişman olur. Öğretmenin bir ayna olarak kendisine çok iyi bakması gerekir. Yeri doldurulmaz öğretici, eserine kıymet biçilemeyen varlık, kendini tüketerek etrafını aydınlatan mum, tahammülü seven idealci, her an muhtaç olduğumuz doktor, gerçeğin ve idealin üstadı, dünyanın en büyük sorumluluğuna sahip insandır öğretmen. Bugünü değil yarını düşünürsek gelecek çok daha iyi olacaktır. Bunu da biz öğretmenler başaracaktır.

Tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutluyor, başta Büyük Önder – Başöğretmenimiz Mustafa Kemal ATATÜRK ve ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimizi saygı ile anıyorum, ruhları şad olsun diyorum.Saygılarımla.” dedi.
Programın sonunda Başkan ACAR Türk Eğitim-Sen Balıkesir 1 Nolu Şube Mevzuat Sekreteri Murat ÖZDEMİR Beye teşekkür etti. Türk Ocaklarına yaptığı hizmetlerden dolayı kendisine bir teşekkür belgesi ve Yusuf AKÇURLI’NIN “Üç Tarz-ı Siyaset” kitabını hediye etti.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ